Ana sayfa Gündem Erdoğan’dan BM Genel Kurulu’nda dünya liderlerine sert mesajlar

Erdoğan’dan BM Genel Kurulu’nda dünya liderlerine sert mesajlar

49

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul kürsüsünden yaptığı konuşmasında Aylan bebeğin fotoğrafını göstererek, ‘Milyonlarca masumu çok çabuk unuttuk. Aylan bebeği dünya çok çabuk unuttu’ eleştirisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Salonu’nda, BM 74’üncü Genel Kurulu Genel Görüşmeleri Açılışı’nda yer aldı ve Genel Kurula hitap etti. Erdoğan, “Huzurunuzda tekrar ediyorum, dünya beşten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir.” dedi.

Genel Kurul toplantısının, dünya ve insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, bugün dünyanın, küresel düzeyde adaletsizliğin yol açtığı pek çok sorunla ve sancıyla yüz yüze olduğunu söyledi.

BM’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası bu adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla kurulduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün uluslararası camia, geleceğini tehdit eden terör, açlık, sefalet, iklim değişikliği gibi sorunlara kalıcı çözüm üretme kabiliyetini giderek yitiriyor. Genel Kurul’un bu yılki temasının ‘Yoksulluğun ortadan kaldırılması, kaliteli eğitim, iklim değişikliğiyle mücadele ve kapsayıcılık için çok taraflı çabaların canlandırılması’ olarak belirlenmesi elbette isabetlidir. Ancak asıl önemli olan hep birlikte neler yapabileceğimizdir.”

Dünyanın bir tarafı yüksek refah seviyesi ve lüks içinde hayatını sürdürürken, diğer tarafta açlığın, sefaletin, cehaletin kol gezmesinin kabul edilemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyanın şanslı bir azınlığı dijital teknolojiyi, robotları, yapay zekayı, obeziteyi tartışırken, 2 milyarı aşkın insanın yoksulluk, 1 milyara yakın insanın açlık sınırının altında yaşıyor olması çok acıdır. Şayet her birimiz güvende değilsek hiçbirimizin güvende olamayacağı gerçeğine sırtımızı dönemeyiz. Bu kürsüden yıllardır insanlığın kaderinin sınırlı sayıdaki ülkenin ihtiyarına bırakılamayacağını söylüyorum. Burada, sizlerin huzurunda tekrar ediyorum, dünya beşten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir. Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizlik dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yetiyor. Nükleer silahlara sahip olanların olmayanları özellikle tehdit etmesi, nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor. Bu güç, ya herkes için yasak, ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.”

Dakikada 13 kişinin hava kirliliğinden öldüğü, küresel ısınmanın dünyanın geleceğini tehdit ettiği bir dönemde, bu sorunlara hiçkimsenin bigane kalamayacağını belirten Erdoğan, ilk iş olarak Birleşmiş Milletlerin potansiyeli ve etkinliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, özellikle Güvenlik Konseyinde, adalete ve hakkaniyete uygun köklü reformların derhal gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, “dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi”, “en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti” unvanlarının boşuna olmadığını söyledi.

Bu politikanın somut bir başka örneğinin, üçüncüsü 2020’de Türkiye’de düzenlenecek Afrika Birliği – Türkiye Ortaklık Zirvesi’yle sergileneceğini aktaran Erdoğan, “Bu salondaki tüm ülkeleri, adalet, ahlak, vicdan esası üzerine bina ettiğimiz politikalarımıza ve girişimlerimize destek vermeye davet ediyorum.” dedi.

‘SURİYE KRİZİNİN SONA ERDİRME ZAMANI GELMİŞTİR’

Suriyenin, bugün insanlığın vicdanını yaralayan ve küresel adaletsizliğin adeta sembolü haline gelen bir coğrafya durumunda olduğuna işaret eden Erdoğan, bu ülkede 2011’den beri yaşanan krizin, rejim ve terör örgütleri ile onları cesaretlendiren güçler tarafından ısrarla sürdürülmeye çalışıldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirmenin zamanı gelmiştir.” diye konuştu. Türkiye’nin, DEAŞ tehdidinden en çok zarar gören ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bu örgüt bir yandan sınırlarımızı taciz ederken, diğer yandan çeşitli şehirlerimizde gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği canlı bomba eylemleriyle doğrudan kalbimize saldırmıştır.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Bir başka ifadeyle Türkiye’de, Amerika’daki 29 eyaletin tek tek her birinin nüfusundan daha fazla sığınmacı bulunuyor. Ülkemizdeki sığınmacıların 3 milyon 650 binini komşumuz Suriye’den gelenler oluşturuyor. Yani şu an New York şehir nüfusunun yarısı kadar Suriyeli kardeşimizi topraklarımızda misafir ediyoruz.” dedi.

‘SIĞINMACILARA 40 MİLYAR DOLAR HARCAMA YAPILDI’

Türkiye’nin son 8 yılda sığınmacılar için 40 milyar dolar harcama yaptığını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Peki Türkiye’ye gelen bir şey var mı? Onu da söyleyeyim, Avrupa Birliğinden şu ana kadar bize gelen destek – bu da bizim milli bütçemize değil – sadece uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla bu destek AFAD’a, Kızılayımıza geliyor o da şu an itibarıyla 3 milyon avrodur. Ülkemize gelen sığınmacılardan 365 bini, Suriye’de güvenli hale getirdiğimiz bölgelere geri döndü. Nereye? Cerablus’a. Suriyeli sığınmacıların yarıya yakını 18 yaşın altındadır. Ülkemiz topraklarında doğan Suriyeli çocuk sayısı ise 500 bine yaklaşmıştır. Biz bunlara sadece barınma değil eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü imkanı sağlıyoruz. Buna karşılık dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in karanlık sularında ya da sınırlara gerilen tel örgülerin önlerinde sonlanan milyonlarca mazlumu maalesef çok çabuk unuttu. Özellikle işte gördüğünüz gibi Aylan bebeği dünya çok çabuk unuttu. Unutmayın ki bir gün ola ki aynı durum sizlerin de başına gelebilir. Çünkü Aylan bebekler bir değil, binler, milyonlar, bütün bunlara karşı tedbirimizi almak durumundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki güvenli bölge konusuna ilişkin, “Bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkarabiliriz.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece bu yılın ilk 8 ayında 32 bin düzensiz göçmeni denizlerde boğulmaktan kurtardık, Suriyeliler dışındaki 58 bin düzensiz göçmeni ülkesine gönderdik.” bilgisini paylaştı. Buna rağmen diğer bölgelerden gelenlerle birlikte bugün Türkiye’nin “5 milyon mazlumu topraklarında barındırdığını” ifade eden Erdoğan, sığınmacılar için fedakarca yürütülen bu çalışmalarda Türkiye’nin tek başına bırakıldığını söyledi.

ABD ile burada bir güvenli bölge oluşturulması konusundaki görüşmelerin sürdüğünü bildiren Erdoğan, “Niyetimiz, ilk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskanını sağlamaktır.” dedi. Erdoğan, haritadan göstererek, “Şu güvenli bölge ilan edildiğinde, bu güvenli bölgeye biz rahatlıkla 1 ila 2 milyon arasında göçmeni, mülteciyi yerleştirme şansına sahibiz. Burada gerek Amerika gerekse koalisyon güçleri Rusya, İran hep birlikte el ele vermek suretiyle, bu güvenli bölgede bu mültecileri çadır kentlerden, konteyner kentlerden çıkartıp buraya yerleştirebiliriz. Bunun adımlarını birlikte atmak lazım. Bunu tek başına Türkiye kaldıramaz. Şayet bugün bu noktada bir adımı atmamız lazım. Bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek, ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkarabiliriz.” diye konuştu.

KIBRIS MESELESİ

Akdeniz havzasının, Suriye krizinin tetiklediği göçmen trajedilerinin yanında, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler nedeniyle daha başka sorunlarla da karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Erdoğan şunları kaydetti:

“Kıbrıs meselesi, 50 yıldan uzun süredir devam eden müzakerelere rağmen Rum tarafının uzlaşmaz tavrı sebebiyle çözüme kavuşamamıştır. Rum tarafı, Kıbrıs Türkleriyle siyasi gücü ve refahı paylaşmayı reddeden, adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir dayatma siyaseti izliyor. Türkiye, derin tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu Kıbrıs Türk halkının uluslararası antlaşmalara dayalı garantörüdür. Aynı şekilde Yunanistan, İngiltere garantörüdür. Kıbrıs’taki sorunun, ‘sıfır güvenlik, sıfır garanti’ şartıyla çözüleceğini ileri sürenlerin, en başından kötü niyetli oldukları ortadadır. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve haklarını teminat altına alan bir çözüm bulunana kadar çaba göstermeye devam edeceğiz. Diğer taraftan, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını, ‘kazan-kazan’ anlayışıyla önemli bir iş birliği fırsatı olarak görüyoruz. Bölgedeki bazı ülkeler ise bizim bu makul tavrımıza rağmen tek taraflı adımlarla, enerji kaynaklarını birer sorun ve çatışma alanı haline dönüştürmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz’de, hem Türkiye’nin, hem de Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyacağız.”

Erdoğan, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın geçen yıl katledilmesiyle ile ilgili yargı sürecinin ülkesinde hala devam ettiğini hatırlatarak, Türkiye’nin olayın takipçisi olmaya devam edeceğini söyledi.

Muhammed Mursi’nin vefatına da değinen Erdoğan, “Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın mahkeme salonunda çırpınarak ölmesi ve ailesinin defnine bile müsaade edilmemesi de içimizde kanayan bir yaradır. Bölgenin adalete ve hakkaniyete olan derin ihtiyacının adeta birer sembolü olmuştur.” diye konuştu.

Erdoğan, İran konusunda da “İran’ın faaliyetleriyle ilgili tartışmaların ve bu ülkeye yönelik tehditlerin de bir an önce rasyonel bir zeminde çözüme kavuşturulmasını temenni ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

GÜVENLİ BÖLGE

‘İSRAİL DOYUYOR MU HAYIR DOYMUYOR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada adaletsizliğin en çok yaşandığı yerlerden birisinin, İsrail işgali altındaki Filistin toprakları olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Daha birkaç gün önce sokaktaki masum bir Filistinli kadının İsrail güvenlik güçleri tarafından alçakça öldürüldüğü görüntüler bile vicdanları harekete geçiremiyorsa artık sözün bittiği yerdeyiz demektir. Ben merak ediyorum bu İsrail neresidir, acaba bu İsrail’in toprakları nereleri kapsıyor, 1947’de İsrail neresiydi, bunun ardından acaba 1949, 1967’de İsrail neresiydi ve şu anda İsrail neresi?” diye sordu.

Erdoğan, bölgeye ilişkin haritaları göstererek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sene 1947, neredeyse burada İsrail yok gibi, tamamı Filistin… Sene 1947 paylaşım planı var ve Filistin küçülüyor, İsrail büyüyor. Geliyorum 1967’ye, 1949’la birlikte İsrail büyüyor, Filistin küçülüyor. Geliyorum bugüne, güncel durum şu an artık adeta Filistin yok, neredeyse tamamına yakını İsrail. İsrail doyuyor mu, hayır doymuyor. İsrail şimdi de kalanını almanın gayreti içerisinde. Peki Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Birlemiş Milletler’in İsrail ile almış olduğu bunca karar var, bu kararlar uygulamaya geçiyor mu, hayır geçmiyor. Peki o zaman Birlemiş Milletler ne işe yarıyor. O zaman bu çatının altında bizler, aldığımız kararlarla tesirli olamıyorsak adalet nerede temerküz edecek? İşte sıkıntımız burada.”

Erdoğan, mevcut İsrail yönetiminin, bu cinayetlerinin yanı sıra Gazze’deki insanlık dışı abluka, yasadışı yerleşim faaliyetleri, Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne yönelik saldırılar gibi eylemleriyle de uluslararası hukukun ötesinde insanlığın tüm değerlerini ayaklar altına aldığını söyledi.

Hirsiz israil caldigi topraklar